TÜBİTAK Başkanı Mandal: "COVID-19 Türkiye platformu, birlikte geliştiriyor."

11.10.2020 11:00:00

COVID-19 Türkiye Platformu çatısı altında salgının tedavisinde kullanılabilecek 8 farklı aşı ve 10 farklı ilaç projesi gerçekleştirdiklerini ifade eden TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, favipiravir ham maddesini içeren “Favicovir” adlı ilacın geliştirildiğini ve resmi ruhsatlandırma işlemlerinin tamamlanarak, tedavilerde kullanılmaya başlandığını söylüyor.

TÜBİTAK olarak, COVID-19’a karşı bilimsel ve teknolojik bir seferberlik başlattıklarını ifade eden TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, bu seferberliğin bir yansıması olarak COVID-19 Türkiye Platformu’nu hayata geçirdiklerini söylüyor. Platform bünyesinde etki ve çözüm odaklı süreçler ve çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Mandal, “Platformumuzda şu an tedavi odaklı 10 ilaç projesi ve bağışıklık kazanılmasına yönelik sekiz proje bulunuyor” diyor.

Mandal, bu çalışmalardan birinin “Favicovir” adı altında ruhsatlandırılarak, COVID-19 tedavilerinde kullanılmaya başladığını da ekliyor. COVID-19 döneminde ortaya konan yerli ve milli teknolojilerin önemine de değinen Mandal, Türkiye’nin bu süreçte hem kendi yeterliliğini sağladığını hem de pek çok ülkeye yardım ettiğine dikkat çekerek, “Ülke olarak sahip olduğumuz bilimsel ve teknolojik kazanımları ülkemiz ve insanlık yararına değerlendirilerek etki sağlayan bir konumdayız” diyor. 

TÜBİTAK olarak COVID-19 sürecini nasıl yönettiniz? Ne gibi yenilikler devreye alındı, mevcut çalışmalarda yeni bir yol haritası çizildi mi? 

TÜBİTAK olarak COVID-19’a karşı bilim ve teknoloji temelli önemli bir seferberliği hayata geçirdik. Bu süreç içerisinde TÜBİTAK’ın yeni stratejik yaklaşımında önemli yeri olan birlikte geliştirme odaklı bir model için hazırlık yaparak süreçlerimizi yönettik. Virüsün salgına dönüşebilme ihtimalleri dünyada daha yeni ele alınmaya başlanırken, nitelikli bilgi ve insan kaynağına dayalı çıktı ve etki odaklı süreçler için önem taşıyan birlikte geliştirme modelini temsil eden COVID-19 Türkiye Platformu’nun planlamasını sağladık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın himayelerinde ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nün koordinatörlüğünde aşı ve ilaç geliştirme süreçlerine yönelik kapsamlı bir platform oluşturduk.

Platformumuzda şu an tedavi odaklı 10 ilaç projesi ve bağışıklık kazanılmasına yönelik sekiz proje bulunuyor. COVID-19 Türkiye Platformu’nda 32 farklı üniversiteden 118 araştırmacı, sekiz özel sektör kuruluşundan 38 araştırmacı, dokuz kamu Ar-Ge biriminden 67 araştırmacı ve 167’si STAR bursiyeri olmak üzere 213 bursiyerimiz yer alıyor. 49 farklı kurum ve kuruluştan toplam 436 araştırmacımız var gücüyle aşı ve ilaç geliştirme odaklı birbirinden değerli projelere katkılar sağlıyor. Bu açıdan baktığımızda ülkemizin Ar-Ge ve yenilik ekosistemi için önemli bir kazanımı, küresel salgın döneminin zorlukları içerisinde gerçekleştirdik.

Yüksek teknoloji alanlarında devreye aldığımız Yüksek Teknoloji Platformları ve Sanayi Yenilik Ağ Mekanizması gibi yeniliklerimize salgın döneminde zorluklara karşı hız kazandırdık. Birlikte geliştirme odaklı modellerimizi salgın döneminde COVID-19 Türkiye Platformu’na yönelik yeni bir yol haritası çizilmesi için değerlendirdik. Salgın döneminde hız verdiğimiz yenilikleri de üç temel başlıkta özetlemek isterim. Birincisi, ortak bir güçlük karşısında ekosistemi seferber eden birlikte geliştirme yaklaşımına dayalı ekosistemin birlikte başarma odağında koordine edilmesidir.

Burada COVID-19 Türkiye Platformu’nda sağladığımız koordinasyonun önemli bir yeri bulunuyor. İkincisi, COVID-19’a karşı mücadelede ekosistem aktörlerinin sürece dahil olmasını ve ekosistem seferberliğinin güçlendirilmesini sağlayan hızlı çağrılarıdır. Bu yenilik aracılığıyla da COVID-19 Türkiye Platformu’nun içerdiği ekosistem seferberliğini çeşitli destek programları altında açılan hızlı çağrılarla güçlendirdik. Bu çağrıların kapsamı tanı kitleri ve sistemleri ile sosyal ve beşeri bilimler alanına kadar uzanmıştır. Örneğin, “COVID-19 ile Mücadeleye Yönelik Çağrı” başlığı altında açılan KOBİ odaklı çağrımıza bir haftalık sürede 444 firma tarafından 446 başvuru aldık. Alınan başvurular iki haftadan daha kısa bir sürede değerlendirildi ve 35 proje 13,4 milyon TL bütçeyle desteklendi.

Projelerde hızlı ve güvenilir tanı kitleri, yoğun bakım öncesi veya yoğun bakım sırasında yardımcı olabilecek cihazlar için yenilikçi tasarımlar, çeşitli özellikleri olan kameralar ile erken teşhis ve takip aşamaları için yapay zeka tabanlı çözümler, akıllı sağlık, teletıp uygulamaları ve destek sistemleri geliştiriliyor. Dezenfektan sentezi ve üretimi, yenilikçi maskeler, malzemeler ve koruyucu elbiseler de yine diğer ürün odaklı proje alanlarıdır. İlk üç ay içerisinde çağrı altında desteklenen projelerden ilk ticari ürünü elde ettik. Ekosistemden gelen talepler doğrultusunda açtığımız Stajyer Araştırmacı Burs Programı (STAR) çağrımızda da genç insan kaynağımızı sürece dahil ettik. Çağrının açık olduğu 12 günde 70 farklı projede görev almak için başvuruda bulunan 340 bursiyer adayından yüzde 88’i desteğe hak kazanarak 118’i lisans, 85’i yüksek lisans, 70’i doktora öğrencisi ve 27’si doktora sonrası araştırmacımız, COVID-19 ile ilgili projelerde katkılarını ortaya koyuyor.

STAR bursiyerlerimiz aşı, ilaç, tanı kitleri, tedavi yöntemleri, dezenfektan üretimi, biyomedikal, tıbbi maske, biyoinformatik ve tıbbi tekstil alanlarındaki projelerde önemli görevler alıyor. Sistemik güçlük içeren salgın dönemi ve sonrası için sosyal ve beşeri bilimlerin katkısının artırılması adına “COVID-19 ve Toplum: Salgının Sosyal, Beşeri ve Ekonomik Etkileri, Sorunlar ve Çözümler” başlığı altında bir çağrı açtık. Çağrının açık olduğu 15 günde ülkemiz içerisinden 680 ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden iki başvuru aldık. Bunlardan 102 proje için destek kararı verilerek salgına karşı mücadelemiz güçlendirildi.

Ayrıca, girişimcilik boyutunda TÜBİTAK 1512 Bireysel Genç Girişim (BiGG) programında üç uygulayıcı kuruluşun hızlandırıcı programına ek bütçe tahsis edilerek 30 iş fikrini destekledik. Hızlı olarak açılan çağrıların dışında TÜBİTAK’ın devam eden programları altında desteklenen COVID-19 odaklı projelerimiz de bulunuyor.

Örneğin, COVID-19’un erken aşamada tespit edilmesine yönelik PCR yöntemine alternatif olan yenilikçi bir tanı kiti geliştiren araştırma ekibimiz, TÜBİTAK 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında destekleniyor.  Paylaştığım tüm bu gelişmeler, ekosistemimizde çıktı ve etki odaklı süreç yönetimi için çok değerli gelişmeler sağladı. Üçüncü yenilik de zamana karşı yarış içerisinde Ar-Ge ve yenilik süreçlerinin hızlandırılması ve bilimsel iletişim ortamlarının artırılması için sanal imkanların değerlendirilmesi oldu. COVID-19 Türkiye Platformu; aşı, ilaç, tanı kitleri ve sistemleri odaklı düzenlediğimiz iki sanal bilimsel konferansımız, toplam 170 bin kişi tarafından canlı izlendi. COVID-19 Türkiye web portalımız da 3 milyon ziyaretçi alarak süreç genelinde katkılar sağlıyor.

TÜBİTAK bünyesindeki aşı çalışmalarından nihai sonuca ulaşmak üzere olan var mı? Geçtiğimiz aylarda “Favipiravir”in yerli versiyonun ruhsatlandırma aşamasına geldiği basına yansıdı. Bununla alakalı gelişmeler nedir? 

Dünyada üzerinde çalışılan farklı aşı teknolojilerinin hepsi, COVID-19 Türkiye Platformu’nun toplam sekiz farklı aşı geliştirme projesi kapsamında kullanılıyor ve aşı adayları konusunda dünya ile yarışıyoruz. Aşı adaylarımız, Dünya Sağlık Örgütü’nün aşı adayları listesinde temsil ediliyor. COVID-19’a karşı yerli aşı geliştirme sürecine odaklanan sayılı ülkeler arasında yer alıyoruz. En son 20 Ağustos tarihinde güncellenen listede de yerli aşı adayı geliştirme paylarına göre ülkemizin üçüncü ülke olarak yer aldığını görüyoruz.

Aşı geliştirme süreçlerimizde inaktif aşı, adenovirüs aşısı, rekombinant spike proteini aşısı, peptid aşısı, virüs benzeri parçacıklara dayalı aşı, DNA aşısı, mRNA aşısı ve ayrıca dünyada ilk kez geliştirilen ASC zerrecik teknolojisine dayalı rekombinant aşı adayı olacak şekilde sekiz farklı aşı teknolojisi geliştiriyoruz. Her bir aşı teknolojisi farklı yöntemlere dayalı olarak SARS-CoV-2 virüsüne karşı bağışıklık kazanılmasını hedefliyor. Bu önemli hedef doğrultusunda da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından paylaşıldığı üzere iki aşı adayımızda hayvan deneylerini başarıyla tamamladık.

Nihai sonuca ulaşılarak COVID-19’a karşı etki oluşturması yolunda kısa süre içerisinde üretim ve klinik araştırmaların başlatılması aşamaları için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Sağlık Bakanlığımızla beraber iş birliği içerisinde çalışıyoruz. COVID-19 Türkiye Platformu’nun 10 ilaç geliştirme projesinde de önemli gelişmeler elde etmeye devam ediyoruz. Bu süreç içerisinde elde ettiğimiz önemli kazanımlarımızdan biri, ülkemizin artık etken malzemeye ihtiyaç olmadan ilaç sürecini yönetebilen bir ülke haline gelmesidir.

Hekimlerimiz tarafından kullanılan tedavi yöntemleri arasında önemli bir yeri olan ve Favipiravir etken maddesini içeren ilaçların yerli ve milli sentez ve üretim yetkinliklerimizin birleşmesiyle artık ruhsatlı, ticari bir ürün olduğunu paylaşmaktan gurur duyuyorum. Favipiravir baştan sona sekiz basamak içerecek şekilde yerli ve milli olarak sentezlenmesinde üstün üniversite-sanayi iş birliğiyle Favipiravir ham maddesini içeren “Favicovir” adlı ilacı geliştirmiş bulunuyoruz. Resmi ruhsat işlemleri de tamamlanarak ülkemizde COVID-19’a karşı tedavi süreçlerinde kullanılmaya başlandı.

Benzer başarıları diğer etken maddeler için de elde ediyoruz. Kimyasallardan ve sentetik işlemlere dayalı olarak oluşturulan ilaçların ötesinde ayrıca biyoteknolojik ilaç yöntemlerini ele alıyoruz. Orijinal molekülden başlayarak dünyadaki ilk ilaçlardan birini de geliştiriyoruz. Hayvan deneyleri başarılı bir şekilde tamamlandı. Rekombinant DNA teknolojisi olan gen klonlanması yöntemini içeren tedavi odaklı ilaç geliştirme süreçleri arasında nötralizan rekombinant antikorların geliştirilmesi projemizde de hayvan deneylerinde yüksek antikor üretimi yanıtının elde edilmesini başardık. 

COVID-19’un tetiklediği küresel patent mücadelesini nasıl değerlendirirsiniz? Bünyenizde ve iş birliği yapılan çalışmalardan kaçı patentlendirildi? Patenti alınan bu işlerin/ürünlerin ne kadarı üretim ve ihraç sürecine girebildi? 

COVID-19 Türkiye Platformu’nun çıktı ve etki odaklı aşı ve ilaç geliştirme süreçlerinde patent aşaması da önem taşıyor. Bazı proje araştırmacılarımız, patent sahibi oldukları bilgi birikimlerinden yola çıkarak COVID-19’a karşı aşı ve ilaç geliştirme süreçlerini yürütüyorlar. Bu süreçlerin sonucunda da yine fikri ve sınai mülkiyet haklarına tabii olan teknolojilerin elde edilmesi ve ilgili kurumlarca paylaşılması söz konusu.

Bu açıdan bakıldığında COVID-19 Türkiye Platformu'nun kazanımlarının potansiyeli çok yüksek. Teknoloji geliştirme süreçleri açısından önemli bir örnek olan yerli ve milli solunum cihazımızı da bu açıdan ele almak isterim. Sağlık alanında son beş yılda 2,3 milyar ile desteklediğimiz toplam 2 bin 960 Ar-Ge projesi bulunuyordu. Bunların arasında 755 aşı ve ilaç 516 da tanı kitleri dahil tıbbi cihaz projesi yer alıyordu. Bataryalı oksijen konsantratörü, taşınabilir, ergonomik solunum terapi cihazı ve akciğer basıncının takibi için yeni nesil solunum devreleri hastanelerimiz tarafından kullanılıyordu.

Yerli ve milli solunum cihazımız ise 14 günde 100’den fazla üst düzey mühendisin yoğun çabalarıyla seri üretime alındı. Cihazımız mevcut durumda 8 binden fazla üretilerek hem kendi ülkemizde hem de dünya genelinde 15 ülkeye ihraç edildi. Teknoloji kullanan değil, teknoloji üreten ve takip eden değil, takip edilen bir ülke olarak sahip olduğumuz bilimsel ve teknolojik kazanımları ülkemiz ve insanlık yararına değerlendirilerek etki sağlayan bir konumdayız. 

Salgın ile mücadelede en büyük destek teknoparklar, Ar-Ge merkezleri ve kuluçka merkezlerinden geldi. TÜBİTAK olarak bu kurumlarla ne gibi çalışmaların içinde yer aldınız, nasıl teşvik ve destekler sundunuz?

Ar-Ge yetkinliklerimizin özel sektör ve üretim yetkinlikleriyle buluştuğu bu altyapılarımız ve teknoloji sağlayıcılarımız için COVID-19’a karşı hızlı çözümlerin geliştirilmesi ve üretilmesinde sayısız örneklerin verilmesi mümkün. Biyosensör ve tanı kitlerinin üretilmesinden biyolojik mücadele robotuna, uzaktan eğitim çözümlerinden biyobanka yönetim sistemine, akıllı sağlık sistemlerinden otomotiv sektörüne ait basınç ölçüm sistemine ve ayrıca binlerce koruyucu siper üretilerek sağlık personellerinin hizmetine sunulması, 3 boyutlu yazıcı ile kişisel koruyucu donanımların üretilmesi ve daha nicelerine kadar uzanan, çözümün bir parçası olan örnekler bulunuyor.

Teknoloji Transfer Ofislerimiz dahil olmak üzere tüm ekosistem aktörlerimizin çabalarını yakından teşvik ettik ve paydaşlarımızla farklı etkinlikler aracılığıyla bir araya geldik. Yeni imkanlar açısından da salgın döneminde iki yeni çağrı başlattık. 

Bunlar Siparişe Dayalı Ar-Ge Projeleri için KOBİ Destekleme (Sipariş Ar-Ge 2020) Çağrısı ve Patent Tabanlı Teknoloji Transferi Destekleme (Patent Lisans 2020) Çağrısı olarak gerçekleşti. Sipariş Ar-Ge 2020 çağrımızda KOBİ’lerin çıktı ve etki odaklı Ar-Ge projeleri, ticarileştirme talepleri olan “müşteri kuruluş” eşliğinde geliştirilecek. Yerli ve milli solunum cihazı başarımızda olduğu gibi değer zinciri boyunca birlikte geliştirme imkanlarının yakalanmasının da önü açılacak.

Patent Lisans 2020 çağrımızda üniversite, araştırma kurumları ve teknoloji geliştirme bölgelerinde geliştirilen patentli teknolojilerin sanayiye aktarılmasını sağlayacağız. Teknoloji veya teknolojilerde hak sahibi olan en az bir kuruluşu, ilgili gelişmeyi edinecek olan müşteri kuruluşla bir araya getireceğiz. Her iki çağrı, ekosistemde teknoloji transferi için önem taşıyor.

TÜBİTAK’ın odaklarından birini de genç girişimciler oluşturuyor. TÜBİTAK BİGG+ programı bugüne kadar nasıl bir farkındalık oluşturdu, genç girişimcilik ve KOBİ’ler nezdinde? Teknopark İstanbul ile TÜBİTAK BİGG+ desteğinde başlattığınız mentorluk programı Ar-Ge ekosistemine ve teknoparklara nasıl bir fayda sunacaktır? Teknopark İstanbul ile başka projeler olacak mı?

En güncel yıllık verilere baktığımızda 2019 yılında 2 bin 400’ü KOBİ olmak üzere 3 bin firmanın 4 bin 300 projesi, 166 farklı üniversitenin 5 bin 427 Ar-Ge projesine destek verdik. Girişimcilerimizin yaklaşık 600 projesi için de destek sunduk. Farklı aşamalardan oluşan fikirden pazara uzanan TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci (BİGG) programı kapsamında Ar-Ge ve yenilik projeleri desteklenen KOBİ’ler için TÜBİTAK BİGG+ Mentor Arayüzü çağrımızı da açtık. Aldığımız 29 başvurunun içerisinde uygun bulunan 11 mentor ara yüz kuruluşumuzu destekledik.

Bu çağrı kapsamında desteklenen Teknopark İstanbul daha önceden Teknoloji Transfer Ofislerine yönelik TÜBİTAK 1601 çağrısı kapsamında da desteklenen bir kuruluşumuzdur. Ayrıca diğer başarılarıyla birlikte Sanayi Yenilik Ağ Mekanizması (SAYEM) Birinci Faz desteği kapsamında desteklenen araştırma programları içerisinde yer alan bir aktörümüzdür.

TÜBİTAK BİGG+ çağrısı aracılığıyla Teknopark İstanbul dahil olmak üzere 11 mentor ara yüz kuruluşumuz tarafından ticari olgunluk seviyesinde ve Ar-Ge ve yenilik kapasitesinde artış için faaliyetlerde bulunuluyor. Ticari olgunluk seviyesinde artış için ürün geliştirme aşamasında olan firmalara, satış yapması ve satış geliri olan firmaların pazar çeşitliliği sağlaması ve ihracat yapması için yön veriliyor.

Ar-Ge ve yenilik kapasitesinde artış için de yenilik alanındaki faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanması ve yenilik faaliyetlerinin kurumsal olarak yürütülmesi için destekleyici hizmetler veriliyor. Böylece, girişimcilik aşamasından KOBİ düzeyine ulaşan genç girişimcilerimiz dahil olmak üzere KOBİ’lerimizde ciroda artış, pazar payında artış, yeni pazarlara giriş ve yurt dışına satış ya da mevcut yurt dışı satışlarında artış için önemli düzeyde farkındalık oluşturuluyor.

Daha geniş olarak baktığımızda da yenilik ve girişimcilik alanlarında kapasite artırılmasına yönelik TÜBİTAK 1601 Programı'nın Teknoloji Transfer Ofisleri çağrıları kapsamında toplam beş çağrıda alınan 77 başvurudan 37 projeyi 44 milyon TL ile destekledik.

Doğrudan TÜBİTAK 1513 Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı'nın dört çağrısında da 109 başvurudan 30 Teknoloji Transfer Ofisi’ni 216 milyon TL ile destekledik. Bu çağrılardan farklı olarak TÜBİTAK BİGG+ çağrısı KOBİ’lerimize yönelik mentor ara yüz ağını güçlendiriyor.

2020 ve sonrasına dair öngörü ve beklentileriniz nelerdir? Salgın sürecinin hız kazandırdığı dijitalleşme, girişimcilik ve bilimsel çalışma alanları yeni dönemde nerede duruyor olacak? 

Yakın zamanda Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından yayımlanan bir raporda COVID-19’a karşı toplumu güçlendiren bilimsel ve teknolojik çözümler özetlendi. Bu çözümler içerisinde bilgi yönetimi, tespit ve sınırlama, sağlık hizmetinin güçlendirilmesi, tıbbi çözümlerin hızlandırılması, ekonomik dayanıklılık ve siber güvenlik gibi alanlar yer aldı. Ayrıca, 2025 yılına doğru baktığımızda yapay zeka tabanlı imalat, geniş kapsamlı enerji dönüşümü ve kuantum hesaplama gibi teknolojik eğilimler de ortaya koydu.

Yine bu kapsamda 5G teknolojisinin küresel ekonomiyi geliştirmesi, kanser yönetiminde yeni bir normal, robotik perakende, fiziksel ve sanal alanların yakınsaması, bireylerin sağlık hizmetinin merkezine konulması ve sağlıkta paradigma olarak diyet yoluyla önlemeye geçiş gibi eğilimler de yer alıyor.

Toplam 17 teknolojik eğilim içerecek şekilde tıpta yeni bir dönem, dijital ikizler tarafından desteklenen temiz bir enerji devrimi, yüzeylerde gizlenen mikroskobik sırların anlaşılması, makine öğrenimi ve yapay zeka ile karbon-ağır endüstrilerde sıfır karbon veya karbonsuzlaştırma, gigaton ölçeğinde karbondioksit yakalama ve tutma ile iklim değişikliğinin tersine çevrilmesi ve gizlilik için öncelik gibi gelişmeler de vurgulanıyor.

Tüm bunları dikkate aldığımızda, salgın döneminde ön plana çıkan teknolojik eğilimler gelecek yıllarda da hız kazanmaya devam edecek. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda ele alınan gelişmeler çerçevesinde de döngüsel ekonomi dahil olmak üzere salgında olduğu gibi sistemik güçlük içeren sorunların Ar-Ge ve yenilik tabanında fırsata dönüştürülmesi söz konusu olacak. Ülkemiz gibi süreç yönetiminde güçlü olan ekosistemler ön plana çıkabilecek.

Kaynak: Teknopark İstanbul'un Target dergisi, 8.sayısı


En Çok Okunan Haberler