Yeni dünyanın savaşı da savunması da çok farklı olacak

17.11.2020 13:44:00

Gazeteci ve yazar Abdurrahman Dilipak, savunma sanayii hakkında Defensehere'e verdiği röportajda, "Yeni dünyanın savaşı da savunması da çok farklı olacak." dedi.

Konvansiyonel silahların gelcek savaşlarda olmayacağını, sosyoloji, psikoloji, biyoloji ve daha bir çok alanın savaş aracı olarak kullanılacağını vurgulayan Dilipak, şunları söyledi:

''Türkiye savunma sanayiinde düne göre oldukça iyi ileri bir noktada ama gitmemiz gereken önümüzde çok uzun bir yol var.

Şöyle bir durumla da karşı karşıyayız; çok daha farklı yeni sistemler alıyor. İnsansızlaştırma her yerde, havada, karada, denizde. İnsansız hava, kara, deniz araçları hedefi tanıyıp hedefe göre mermiler fırlatabiliyorlar ve öyle de tek bir namlu da yok.

Mesela Aref Jeneratörleri ile Return frekans dalgaları göndererek metal cisimlerin içindeki bütün elektronik sistemleri yok etmek mümkün ve saniyede 300 bin kilometre hızla fırlatabilirsiniz bunu. Ya da lazer silahlarıyla noktalı noktasal vuruşlar yapabilirsiniz.

Özellikle bu Elon Musk’ın Starlink projesiyle 40 binden fazla alçak irtifa uydusu yerleştiriliyor. Bunlar savunma sanayi içinde kullanılabilir. Bunun yanında mesela kimyasal silahlardan söz ediyorduk. İşte yok Sarin gazı kullanıldı yok şu yok bu, hayır. Biyolojik savaş çok daha etkili olabiliyor.

Biyolojik savaşı böyle mikrop yayarak da değil, onlara sağlık ve mutlulukmuş gibi de insanların beslenme alışkanlıklarını değiştirerek pasifize edebilirsiniz. Cinsel kimliklerini dönüştürme yolunda radikal müdahalelerde bulunabilirsiniz. Artık toplumsal cinsiyetten söz ediyorum, bunların hepsi bir savaş aracı olarak kullanılabilir. Onun için yeni dünyanın savaşı da savunması da çok farklı olacak.

Burada çok önemli olan şey maddenin yapısını artık çözdük sayılır bir ölçüde ve maddeyi her şeye dönüştürebilirsiniz. Füzyon teknolojisiyle de enerji sorunu çözdük.

Ortamdan enerji soğurabildiğiniz gibi çok farklı yöntemlerle, sınırsız değildir ama ekonomik değer ifade etmeyen çok yüksek kapasiteli enerjiler üretebilirsiniz.

DNA’yı çözdük ve hücre zarının içine girdik. Artık canlı organizmaları dönüştürebiliyoruz. Bu sadece bitkiler, hayvanlar için değil insanlar içinde artık bunu yapabileceğiz. Dolayısıyla biz bu teknolojilerle çok farklı Genom silahları da geliştirebiliriz.

Geniyle oynanmış köpeklerin beynine çip takarsanız sizi sokak köpekleri tanıyabilir ve öldürebilir. Şu anda hayvanlara da çip takıyoruz. Sivas’ın Kangal ilçesindeki kurt köpeklerinin deri altına çip takımı şu anda sürdürülüyor. Dolayısıyla çok yeni, farklı şeylerden söz ediyoruz. Burada kala kala zamanın bükülmesine kaldı. Yoksa canlı organizmada, cansız maddeler üzerinde de çok radikal değişiklikler söz konusu olabiliyor.

Kovid mesela şu anda bana göre bir biyolojik ajandır, bir mikrop olmadan önce bu bir savaş aracıdır. Dünyanın da en büyük komplosu onun üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Bundan sonraki savaşlar böyle olacaklar. Doğmamış çocukları yok ederek yani kısırlaştırıcı etkisini kullanarak dünya nüfusunun Yeni Malthusçular tarafından 500 milyona çekilme operasyonunda kullanılabilir. Bunu gençlere uyuşturucuya alıştırarak bir toplumun geleceğini de mahvedebilirsiniz. Ya da LGBT örneğinde bu da bir savaş aracı olabilir. İnsanların cinsel kimliklerini dönüştürebilirsiniz, aileyi yok edebilirsiniz. Yani her şey savaş malzemesi aracı haline getirilebilir.

Yeni teknolojiler çok hafif ve çok daha ekonomik, çok daha etkin. Dolayısıyla bütün alanlarda var olmaları gerekiyor. Yani Aref jeneratörü yapıyorum diye lazeri ihmal etmeyeceksin. O konvansiyonel sistemler zaten var ve bir süre daha geçiş döneminde ihtiyaç olacak ama gelecekte bunların hiçbirisine ihtiyaç olmayacak. Daha fütüristik, geleceğe dönük bakış açısıyla her şeyi yeniden düşünmemiz gerekiyor. Asker de yok gelecekte, hümanoidler var. Ya da ne bileyim isterseniz işte kedileri, köpekleri de yönlendirebilirsiniz. Madem nesneler arası iletişim diye insan, hayvan ve makina arasında bilgi transferi yapabiliyorsunuz. Elektromanyetik mesajları suya yükleyebiliyorsunuz. İçtiğiniz su sizin için zehir olabilir.

Yani yeni dünya çok farklı geliyor. Uzaktan sizin elektromanyetik alanlarla beyninize intihar mesajları verilebilir. Artık bakın suya bilgi yükleniyor ve ayran içtim hafız oldum dönemi başlıyor. Ya da beyninize bu çipi taktıklarında tek tıklık bir canınız var. Reset edildiğiniz zaman beyniniz de silinebilir, siz siz olmazsınız, biyonik bir robot olursunuz. Size ne yüklenirse o olursunuz. Böyle bir savaşa karşı kendinizi nasıl savunacaksınız?

Şimdi Türkiye çip takmaya hazırlanıyor. HES koduyla sağlık NetWork’ü Dünya Sağlık Örgütü’ne teslim ediliyor. Artık şu şehre giremezsin deniyor, yarın herkes için bunu beyninize çip taktıklarında takmazsanız bileklik takacaklar. Bileklik takmazsanız üç ayda bir gidip sağlık taramasından geçip birde aşı olacaksınız. Zaten sizi bitirecekler yani ilk olacağınız şey kısırlaştırma, bir süre sonra fonksiyonsuz hale geldiğiniz için, üretime etkin katılım sağlamadığınız için ilk hastalıkta fişinizi çekecekler. Sizin fişinizi kim çekecek? Öyle bir sistem ki artık sizin işiniz bittiğinde sizi intihar da ettirebilirler. Böyle bir dünya geliyor, biz kaç yıldır İstanbul Sözleşmesi’ni anlatmaya çalışıyoruz. Bu da bir savaş, yani aileyi yok ettiğiniz zaman bir toplumun geleceğini yok ediyorsunuz. LGBT’ye pozitif ayrımcılık uyguluyorsunuz. Ama bunu savaş olduğunu birileri görmüyor, görmekte istemiyor. Bir toplumu tümden bu şekilde belli bir süre içerisinde insansız bırakabilirsiniz.''

 


En Çok Okunan Haberler